“Döviz rezervlerindeki erime ‘Kriz ciddi, yeni rekorlar kapıda’ diyor”

Bu hafta başında eylül ayı Ödemeler Dengesi verileri açıklandı ve bu yılın üçüncü çeyrek dönemine ilişkin durum netleşti.



Dünya yazarı Uğur Civelek, “Rakamlar, makroekonomik görünüm ve dış finansman ihtiyacının karşılanması konusunda iyi şeyler söylemiyor” diyor ve ekliyor:


“Beklentilerin olumsuzlaşmakta olduğu ve kırılganlık algısının yeni rekorlara yelken açtığı gözleniyor. Ete kemiğe bürünen rakamlar, oldukça ciddi bir kriz yaşamakta olduğumuza işaret ediyor.”

Verilerin, bu yılın üçüncü çeyrek döneminin, ekonomik ve finansal eğilimler açısından oldukça sert kırılmalara sahne olduğunu söylediğini aktaran ekonomist, döviz rezervlerindeki erimenin finansal eğilimler üzerinde belirleyici olduğunu belirtiyor.

“Önce finansal piyasalar sertçe dalgalanmaya başlıyor ve hemen ardından ekonomik tercihlerde kasılmalar yaşanıyor ve davranış biçimleri farklılaşıyor” diyen Civelek, “Cari fazla da, bu nedenle sonuç olarak karşımıza çıkıyor ve memnun olunabilecek bir unsur içermiyor. Başka bir ifade ile öncelikle dış açığı küçültme şeklinde bir öncelik olmamasına rağmen, bu sonuç ile karşılaşıyoruz; eğer döviz rezervlerimiz azalmıyor veya artıyor olsa idi, cari dengemiz yüksek oranlı açıklar vermeye devam ederdi ve bu durum nedeniyle finansal dalgalanmalar yaşanması söz konusu olmazdı” ifadesini kullanıyor.

Cari fazla verilmesinin, ağırlaşmış sorunlar, bozulmakta olan beklentiler nedeniyle gerçekleştiğini söyleyen Civelek, ekonominin makro dengesi açısından bu durumun iyiye işaret etmediğine dikkat çekiyor. 

“Eğer durum hemen yukarıda ifade ettiğimiz gibi olmasa idi, ekonomimizin gündemi çok daha farklı olabilirdi” diyen Civelek, sözlerini şöyle açıyor:

“İflas ertelemelerin sayısal boyutuna ilişkin tartışmalar, farklı işkollarındaki türdeş sorunların yarattığı çaresizlik bu ölçüde ön plana çıkamazdı. İthalatta sipariş iptalleri veya reeksportlar yaşanmaz, gümrükler çekilmesi gecikmiş mallar ile dolmazdı; tabi ki cari fazla vermemiz de söz konusu olamazdı! Kriz söylemleri, bugün olduğu kadar gerginlik sebebi olamazdı!”

Enflasyondaki tehlikeli yükselişe de dikkat çeken ekonomist, işsiz kalma endişesindeki patlamanın, fiyatlama ve satış stratejilerinde ciddi farklılaşmanın, bilançolarda yıpranma, kredi hacimlerinde gerileme ve ekonomide daralma sancılarının, büyüyen kaynak sıkıntısının türevleri niteliğinde olduğunun altını çiziyor.












 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ